Archive for Balık Tutma Balık Avı

Kıyıdan Balık Tutma Keyfi

Kimisi Ağ balıkçılığını sever, kimisi zıpkınla balıkçılığı, kimisi tekneden olta balıkçılığını.

Bizlerde kıyıdan balıkçılık yapmayı keyifli buluyor ve seviyoruz. Amacımız ticari değil, daha çok doğa sporları hobi.

Stresli ortamlardan uzaklaşıp, kafa dinleme doğa ve denizle başbaşa kıyı balıkçılığı maceramızı gerçekleştiriyoruz.

birde gemilerden, teknelerden atılan pet şişe benzeri atıklarla bu güzellikleri kirletmesek, doğaya sahip çıksak çok daha güzel olacak.

gene sabah saat 5 gemisiyle Çanakkale den Eceabata geçiyor motorlarımızla 18 km mesafe katedip, balık meralarımıza ulaşıyor ve sabahın ilk saatlerinde, alacakaranlıkda resimde görülen 2 kilo 300 gramlık iri çipuramızı yakalıyoruz.

günün ilerleyen saatlerinde de çipura ve sargoz balıklarımızı tutarak bereketli ve çok keyifli bir gün geçirmiş bulunuyoruz. Bir sonraki balık maceramızda görüşmek dileğiyle

Siyami Özkan.

Ekim 2017 Çanakkale kıyıdan Çipura Avcılığı

Çanakkale sahilleri kıyıdan çipura avcılığı için oldukça verimli meralardır.

Uzun yıllardır Çanakkale sahillerinde kıyıdan çipura avcılğı yapıyorum. 2017 yılı yaz sezonu eski yıllardaki kadar olmasa da bereketli geçti diyebiliriz.

Çipura balığı Nisan ayında Ege denizinden giriş yaparak Marmara denizine doğru yükselir. 20 Ağustostan itibaren tekrar ters istikamette göç etmeye başlar. Eylül ve Ekim aylarında kıyılarda çok yoğun olarak varlığını hissettirir. Kasım ayı sonlarında ise göç tamamlanmış olur.

geçen hafta oltama takılan 4.5 kg. civarında çipura.

Kayalık meralar olduğu için bu tür iri çipuraları kaçırmadan kıyıya çekmek tecrübe gerektirir. 4.0 mustad olta 0.28 mm. ip misina, uçta ise 0.45 mm normal misina ile zorlanmadan kıyıya alınmıştır.

bereketli geçen bir günde Siyami Özkan tarafından yakalanan Çipuralar

güzel bir çipura daha çipura tutmak bizim işimiz

Siyami Özkan

Çanakkale’de Çipura Avı

aaaaaaaa

 

Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte Çanakkale, çamburnu, kilitbahir, soğandere mevkilerinde çipura akımı başlamış olup, Çanakkalenin meşhur kıyı balıkçılarından Cahit Eştik 3 kilo 700 gr. ağırlığında Çipura yakalamıştır.

Kendisiyle yapmış olduğumuz söyleşide, çok daha büyüklerini yakaladığını beyan etmiştir.

Son yıllırda Çanakkale sahillerinde kıyı balıkçılarının sayısında bir hayli artış gözlemlenmiştir. Herkese rasgele.

 

Çanakkale’de Olta ve Tekneden Lüfer Tutuluyor

 

Çanakkale Sahilleri Lüfercilerle Dolup taşıyor;

Kasım Ayı’nın mevsim normallerinin üzerinde sıcak geçmesi, olta ve tekneden balık avcılığı yapanların yoğun ilgisine neden olmaktadır.

Gümrük iskelesi, Büyük iskele, Yat limanı kayalıkları kıyıdan lüfer tutanlarla dolup taşmaktadır. Her ne kadar çok bul tutulamasa da akşam saatlerinde herkesin olsana birkaç lüfer vurmakta, uğraş verenler yiyecek lüfer balığını çıkarmaktadırlar.

Tekneden uzun olta ile balık avlayan tekne balıkçıları ise, Çimenlik kalesi ile Sarıçay arasında kalan bölgede, orta mesafede canlı balık sürtme ile çok daha fazla lüfer tutmakta, ihtiyaçlarından fazla olanları satmaktadırlar. Lüfer ve Palamut balık akımı azaldığından lüfer balık fiyatlarıda tavan yapmış olup, yüksek fiyatlarla satılmaktadır.

Son yıllarda Çanakkale’lilerin amatör olta balıkçılığına merakları oldukça artış göstermiştir. Gerek çanakkale sahillerinde, gerekse Avrupa yakası, Kilitbahir, Çamburnu, Kilitbahir Kalesi önleri, Barut iskelesi, Soğandere mevkilerinde, gece sabahlara kadar balık avcılığı yapanlara rastlamak mümkün.

Gece soğuk olmasına rağmen, meraklılalar soğuğa aldırmadan, balık tutmak için bayağı çaba sarfetmekteler. Motosikleti olanlar daha sakin yerleri tercih etmekte, balık sürülerine denk geldiklerinde çok daha fazla balık avlayabilmektedirler.

Kıyıdan lüfer balığı avcılığının 15 Aralık 2012 tarihine kadar devam etmesi bekleniyor. Usta balıkçılar 15 Arılıktan sonra Lüfer balığının yatağına çekeceğini ancak gece demir üstünde ara ara yakalanabileceğini söylemektedirler.

Lüfer balığının yanı sıra, sarıkanat, çinekop, kofana,izmarit, istavrit, kocagöz, kolyoz, uskumru gibi balıklarda çapari veya sürtme yöntemiyle yakalanmaktadır.

Balıkçılarımıza rasgele diyor, bol bol bereketli avlar diliyoruz.

Çanakkale’de Balık Bolluğu

Çanakkale’de eski balıkçılar palamut balığının son 15 yılın en bol olduğu yıl olduğunu söylüyorlar. Orta boy palamut balığının tanesi temizlenmiş olarak 5.- TL den satılıyor. İstavrit, izmarit, sardalya, hamsi gibi balık fiyatlarından bile daha ucuza satılan palamut balığına bu yıl Çanakkale’liler doydu. Palamut bolluğunun bir ay daha devam etmsesi bekleniyor.

Çanakkale Balıkhali esnaflarından B. Saffet Kocabaş “Mercan Balıkçılık” bu yılki palamut bolluğunu çocukluk yıllarında gördüğünü, bilinçli avlanma yöntemlerinin balığın bollaşmasının nedenlerinden biri olduğunu vurgulayarak, diğer yıllara oranla lüfer balığının çok az olduğuna işaret etti.

 

resimde görüleceği üzere olta ile yakalanın deniz çipurasının kilosu ise 50.-TL den satılıyor. Normalde Eylül-Ekim aylarında çok bol olması gereken akım çipurası bu yıl henüz kendini göstermediğinden fiyatlarda haliyle yüksek seyrediyor.

Karagöz, Sarıgöz balık fiyatıda fotoğrafta görüleceği üzere kilosu 35.-TL den satılmakta. Pullu balık fiyatları genelde olta balığı olduğundan fiyatlarıda her zaman olduğu gibi yüksek. Karagöz balığıda olması gerektiğinden daha az diyebiliriz.

Tezgahlarda Karides, kalamar, ahtopot gibi deniz ürünlerinide her zaman taze olarak satın almak mümkün.
Kısaca balıkçı tezgahları her bütçeye, herkesin zevkine damak tadına hitap edecek dolulukta.

 

Umarız bu bolluk devam eder. Tüm Balıkçı esnafına hayırlı işler bol kazançlar.

Karagöz Balığı

  • Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin tüm denizlerinde yaşayan karagöz balığı ılıman denizlere özgü bir balıktır. karadeniz’de de bulunmakla beraber sayıca Marmara ve Akdenizde olduğundan daha azdır. Türkçe’de bazen tahta balığı çırpıntı karakulak ama daha çok karagöz olarak tanınırken diğer dillerde blacktail bream twoband bream (ABD) avlias kampanas kakarelos (Yun) sargo mojarra (İsp.) sparus negro (Rom.) amarel (Pol.) adları ile rastlanır. Vücudu yüksek sırt profili ve yanlardan basık olması nedeni ile neredeyse yuvarlak disk görünüşlüdür. Tüm vücudu iyi intibak etmiş iri pullarla kaplıdır. Sırt yüzgeci sert uzun ve tek parçadır; ön tarafında batıcı dikenler vardır ama bunlar izmarit balığındaki kadar tehlikeli değildir. Yan yüzgeçleri oldukça uzun anal yüzgeci de sırt gibi tek parça ve kuyruğa kadar uzanır; kuyruk yüzgeci yumuşak ve iyi gelişmiştir. Yüzgeçlerinin rengi esmerdir. Yüksek sırt profilli tüm balıklarda olduğu gibi gelişmiş yüzgeçlerinin de avantajı ile çok hareketli ve yüksek manevra kabiliyetli bir balıktır. Bu özellik üyesi olduğu sparidae familyasının tüm balıklarında görülür. Biri başının hemen gerisinde biri de kuyruk yüzgeç boğumunun üzerinde olmak üzere iki siyah bant karakteristik özelliği olarak balığı tanıtır kuyruk boğumunda ikinci bantla birleşmiş siyah bir benek buluınur. Rengi sırtında esmerce yanları biraz daha açık karnı beyazdır. Sırtından kuyruğa doğru bir kaç tane parlak gümüşi hat uzanır. Başı ufakça gözleri normal büyüklüktedir. Ağzı küçük fakat çeneleri çok kuvvetlidir. Tüm çeneleri batıcı konik ve öğütücü sert dişlerle kaplıdır. Bu dişler kesici olmadığından takımı kesemese de olta iğnelerini açabilir hatta kırabilir. Özellikle ön dişleri koyun dişi gibi görünür. Bu dişlere sahip karagöz midye gibi kabuklu yumuşakçaları kırıp açabilir kayaların üstelerini kazıyıp ekmeğini taştan çıkartabilir. Bu arada bitkilerle de beslenir. Küçük balıkları yediği de olur. Kışları 160 metreye kadar derinler çekilirken yazları kıyılara yanaşır genellikle de 50 metreden az derinliklerde rastlanır. Zaman zaman özellikle sert akıntılı anaforlu kayalıklarda yemlenirken su yüzüne çok yaklaşarak görüntü verdiği de sık sık olur. Yavruları dibi yosunlu veya kumlu kıyılarda görmek mümkündür. Yüzme keseleri vardır. Yerel balıklardandır yani göç etmezler yaşamlarını doğdukları denizde tamamlarlar. Hermafrodit özellikler gösterir yani bir müddet sonra cinsiyet değiştirebilir. Üremeleri yurdumuzda suların ısınmasına bağlı olarak Nisan-Temmuz bazen de Ağustos ayları arasındadır. Yumurtalar açık suya dökülür. Genelde sürüler halinde bulunurlar. 45 santim boya 15 kilo ağırlığa erişirlerse de sık rastlanan ortalama boy 15-25 santim arası yarım kilo civarında ağırlıktır. Karagöz balıklarının 10-12 yıl yaşadıkları sanılmaktadır.
    Karagöz balığının yurdumuz sularında hayat hikayesi aynı olan üç farklı türü daha mevcuttur. Bu türler de karagöz ile aynı yaşam hikayesine sahiptir ve genelde birlikte yaşarlar. Bu balıkları da kısaca tanımakta yarar vardır.

 

Bilimsel adı Diplodus sargus sargus’tur. Dilimizde karagöz ile aynı isimlerle veya akkaragöz sargos (sargoz) olarak tanınır. Yabancı kaynaklarda white seabream (İng.) sarago magiorre (İtl.) sargos sargys (yun.) sargo (İsp.) isimleri ile bulmak mümkündür. Yaş** hikayesi karagöz ile aynıdır. Karagözde bulunan iki bant yerine sargos’ta solungaç kapağının hemen arkasından kuyruğa kadar 6-7 adet daha ince bant yukarıdan aşağı vücuduna dik olarak uzanır. Bu biz amatörler için en iyi ayırıcı özelliktir. Çeneleri aynı kuvvete sahipse de dişleri ufak tefek farklılıklar taşır ama bu farkı aramak amatör işi değildir. Kuyruk boğumunda siyah bir leke bulunur.

Bilimsel adı Diplodus puntazzo’dur. Yurdumuzda karagöz ile aynı isimlerle veya sivriburun karagöz olarak bilinir. Yabancı kaynaklarda sharpsnout seabream (İng. ABD) mytaki (Yun.) sarago pizutta (İtl.) isimleri ile bulunabilir. Yaşam hikayesi karagöz ile aynıdır. Renk ve desen olarak sargos’a çok benzer en belirgin farkı sanki bir öpücük almak istercesine ileri doğru uzamış dudaklarıdır. Buna dikkat edildi mi balık tanınabilir. İlk iki türe göre nispeten daha iri bir balıktır 60 santim boya ulaşabilirler 2 kilo civarında olanları vardır.
Yurdumuz sularında diğer türlere oranla daha seyrek rastlanan bir karagöz tür çizgili karagözdür. Bu balığı ilk olarak zebra karagöz olarak tanıttık bilimsel kaynaklarda ismi çizgili mercan olarak geçmekte. Biraz tartışmalı olsa da çizgili isparoz dendiğini de duyduk. Bilimsel adı Diplodus cervinus cervinus’tur. Zebra seabream (İng.) sparos zebrat (Rom.) zebrabrasse (Alm.) zevrosparos (Yun.); yabancı dillerdeki isimleridir. Yaş** özellikleri olarak diğer türlerle aynı karakterdedir. Renkleri aynı olsa da desen olarak vücudunda bulunan 6-7 adet bant diğer türlerde olduğundan oldukça kalındır. İlk göze çarpan bu ayırd edici özellikle balık diğerlerinden ayrılır. Yapı olarak da daha iridir. 2-25 kiloluklarına rastlanır. Boyu 55-60 santime kadar büyür.

NERELERDE BULUNUR
Karagöz balığı genelde taşlık kayalık akıntılı yerleri; balıkçı barınağı mendirek gibi yerleri oluşturan kaya dolgulu bölgelerdebatıklar dip mağaraları ve civarı gibi yerlerde yaşarlar. Bunula birlikte kırmalık kumluk yerlerde de sıkça görülürler. Yine de kumluk alanlarda rastgele rastlanan karagöze bu tür bir yerde takım yapıp avlanmayı denemek büyük bir şans olmaz ise boşa olta sallamaktır. Kayalıkların eteklerindeki kırmalıkları akıntı altında kalan kısımları karagöz avı için ideal yerlerdir. Derinlik yaz aylarında o kadar büyük önem taşımaz 8-10 metre sığlıklardan 40 metreye kadar karagöze rastlanır. Hatta çoğu zaman sert akıntı altında kalan yüksek kayaların oluşturduğu anaforlu bölgelerin civarında su yüzüne yakın görüntü verirler.

Yukarıda tanıtımı yapılan karagöz türlerine bu tür alanlarda sürüler halinde veya tek tek rastlanabilir. Bir kaç türün bir arada bulunduğu sık sık görülür.
AVLAYALIM
Karagöz avı yemli avcılık türündendir yapay yemlerle karagöz yakalanmaz. Karagöz için kullanılan yemlere gelince; midye eti karagöz balığının en sevdiği yemdir. Bunun dışında karagöze karides teke veya bunların ayıklanmış eti ufak çağanoz sülünez bataklık yerlerden toplanan deniz solucanları (kurtlar) kum kurtları ilkbaharda veya serin dönemlerde özellikle sarkıtma takımlarda hamur (yapılışı yemler ve yemleme sayfasında var) yem olarak kullanılır. Karagöz akyeme de vurur istavrit sardalya hamsi gibi akyem olmaya elverişli balıklardan kesilen yaprak baklava lokma veya sülük yem karagöz takımlarında kullanılır.
Karagöz ürkek ve kurnaz bir balıktır. Huylandığı anda yemi bırakır gider. Yemi bulduğunda takım ne olursa olsun önce ağzına alır yoklar geveler olta elde tutuluyor ise tıkırtıları hissedilir. Bu anda biraz beklemeli yemi yemesi sağlanmalıdır. İlk anda olta tasmalanırsa balık henüz ağız boşluğunda olmayan iğneyi atar kurtulur. Balığın yemi yuttuğundan emin olunca da tasmalanarak iğnenin sert olan damağına iyice oturması sağlanmalıdır.
Karagöz mercan çipura gibi balıkların kesici dişleri olmamakla beraber eğer misina veya iğne bağı balığın dişleri arasına düşerse oldukça hırpalanır. Bu durumlara dikkat etmeli hırpalanma görülür ise köstek yenilenmelidir. Yoksa oltaya gelecek iri bir balık daha önce yakalanan akrabalarının zayıflattığı köstek veya bedeni koparıp sizi üzecektir.
Karagöz avı aşağıdaki yöntemlerle yapılır.

a. Köstekli takım
b. Pirçol zokalı takım
c. Serbest beden
d. Yeldirme
e. Savurma dip takımı
f. Şamandıralı takımlar
g. Parakete

a. Köstekli Takım
Klasik üç köstekli sarkıtma takımdır. Bu takım ile nispeten soğuk günler veya kışın avlanılır. Suların akıntısız ve derince olması gerekir. Köstekli takıma genelde büyük balık çıkmaz daha çok küçük veya orta boy balıklar alınır. Takım da buna göre düzenlenir. Yandaki şekillerde düzenlenen takımda olta 050 beden 035-040 köstekler 030 olmalıdır. Dikkat edilirse bu takım için biraz kalınca misinalar seçtik oysaki bu takımla pek büyük balık yakalanmadığını belirtmiştik Buradaki incelik şudur; karagöz avında takım kopartmamaya dikkat etmek gerekir. Takımı koparan balık av merasını allak bullak ederek diğer balıkları da ürkütür ve av durur; ne zaman tekrar başlayacağını da kimse bilemez. Bu özellikle yeldirme ve gece avlanmalarında çok daha fazla etkilidir fakat burada dir ikilem de söz konusudur; takım ne kadar ince ise o kadar da avcı olur ve yeldirme takımlarında beden mümkün olan en ince seçilecektir ki verim artsın. Yine de her türlü karagöz avında takı kopartmamaya özen gösterilmelidir. İğnelere gelince kural 1 “sert damaklı kuvvetli çeneli kesici dişleri olmayan balıkların avında kalın telli kısa saplı tercihen konik uçlu iğneler kullanılır”. Karagöz de yukarıdaki tanıma uyan balıklardan olduğu için bu tür bir iğnenin 1-2 numara olanlarından takım donatılır çapraz iğneler tercih edilir. Köstek boyları 12-15 santim köstek araları bir kösteğin bitiminden 4-5 santim mesafeli olmalıdır. Esas olarak bu takımda beden uzun tutulmalı bir kulaç kadar köstekler geniş aralıklarla dizilerek daha geniş bir alanda avlanma sağlanmalıdır. Derinliklere göre iskandil 100-150 gramdır. Şimdi takım hazır. Bu takımın yemleri deniz kurdu midye içi baharda veya soğuk günlerde hamur karides sübye kalamar eti parçası olabilir. Ne yem kullanılırsa kullanılsın yem iğneyi örtmeli iğne ucu hafif dokunmalarda bile takılacak kadar açıkta olmalıdır. Tarife uygun hazırlanıp yemlenen takım merada demirli sandaldan dibe indirirlir. Sandalın demirli olması gerekir kürekle yeride tutmaya çalışmak doğru olmaz hem yer kaybolur hem de gürültü balıkları ürkütebilir. İskandil dibe değince takım ağırlık dipten kesilmeden hafifçe gergin vaziyette apiko tutulur vuruşlar beklenir. İlk vuruşlara sabırla hareketsiz kalınır balık yakalanır ise takımdaki titreme ve tıkırtı sertleşir o zaman tasmalanarak iğnenin iyice oturması sağlanır ve balık alınır.
Karagöz avında dibin kayalık olması sık rastlanan olaylardandır. Bu durumlarda hem olta takımının hem de demirin dibe takılmamasına dikkat etmek gerekir. Demirin takılmaması için alınacak tedbirler Temel denizcilik sayfalarında anlatılacaktır. Oltanın takılmaması ise sizin becerinize bağlıdır. Takım el oltası ve makaralı takım olarak düzenlenebilir. Kamışlı makinalı takım olması durumunda kamış 40-80 gr. kapasiteli 27 boyunda olmalı makina 050 misinadan 100 metre alabilmelidir. Bu tavsiye edilen siz değişik kombinasyonlar da yaratabilirsiniz. Genel eğilim el oltası olarak düzenlemektir.
b. Pirçol zokalı takım
Bu konuya olta takımları ve uygulamaları sayfasında aynen alttaki gibi değinmiştik.
“Pirçol aslında tüm küçük zokaların genel adıdır. Bununla birlikte farklı tipteki zokalara farklı isimler verilebilir. Pirçollar en fazla 5-10 gıram ağırlıkta 8-10 mm. boyda olurlar.
Burada konumuz pirçolun kullanımı ve nerelerde kullanılacağı. Pirçol ile kıyılarda iskele üstlerinde sarkıtma gibi kullanarak izmarit istavrit hatta kefal gibi balıkları da yakalamak mümkündür. Bu durumda pirçolun yemi midye içinden sülüneze akyeme kadar çok değişik olabilir. Pirçolun yaygın ve bilinen kullanımlarından biri de serbest beden veya yeldirme olarak kullanılması ve bu şekilde karagöz avıdır. Takımın düzenlenmesi alttaki gibidir. Ama pirçolla karagöz avı için öncelikle bazı şartların yerine gelmesi lazımdır.
Birincisi takım yeldirme gibi kullanılacağından akıntılı yer bulunması şarttır. Burunbaşları anaforlar farklı akıntıların karşılaştıkları yerlerde hem akıntı yeterince hızlıdır pirçol kullanmaya olanak sağlar hem de karagöz gibi pek çok balığın da yem beklediği yemlendiği yerlerdir. Buraya dikkat etmek gerek balıklar bazı istisnalar dışında genelde akıntı içinde yemlenmez akıntıların eteklerinde akıntı ile savrulup gelecek yemleri bekleyerek yemlenirler. Akıntı rüzgar gibi atmosferik etkilerle ortaya çıkan yüzeysel akıntı demek değildir. Suyun yoğunluk farkı seviye farkı gibi herhangi bir fiziksel nedenle kütle olarak akmasıdır. Bu akıntının su üstüne kadar yükselmesi su üstünden de farkedilebilir olmasında yer bulmak açısından yarar vardır. Bu şartlar aslında yeldirme kullanımının temel şartlarıdır ve bu uygulamada pirçol da serbest beden veya yeldirme gibi kullanılacağından dikkat edilmelidir.
İkici olarak pirçol serbest bedenden farklı olarak gece değil gündüz ve nispeten daha derince sularda kullanılır. Soğuk havalarda balıklar derinlere çekildiklerinden civalanmış yemlenmiş pirçolu balıklara göstermek pek mümkün olmaz. O halde pirçol ile karagöz avı daha çok sıcak günlerde yani yaz aylarına mahsus bir uygulamadır. Sıcak havalarda özellikle karagözler akıntı kenarlarında yükselerek orta sularda hatta daha yukarılarda yemlenirler. İşte bu pirçol için en verimli şartlar oluştu demektir. Takımın kullanımı karagöz balığının hikayesi ve avlanması kısmının konusu olduğundan burada daha fazla detaya girmeden geçiyoruz.”

Nacak akıntıların sert ve derinlşklerin fazla olması durumunda kıstırma kullanılabilir. Her ne kadar bu takımda kopma durumunda kurtulan karagözün diğer balıkları da ürkütüp kaçırması ve avın bozulması riski varsa da bedeni ince tutmak verim açısından çok önemlidir. En ideal beden kalınlığı 025 mm. dir. Bazı durumlarda suyun bulanık olmasından yararlanarak 030 kalınlığa çıkılabilir ama temiz berrak sularda kalın beden karagöze görüntü vererek zaten kurnaz ve ürkek olan balığın oltaya vurmasına engel olur. Pirçolun iğnesi karagözün yukarıda anlatılan çene yapısına uygun sağlam olmalıdır. Ne yazık ki her zaman bu amaca uygun zoka bulmak mümkün değildir o zaman amaca en uygununu seçmek gerekir. Bu takımın başlıca yemi kaya kurtları ve midyedir. Ama daha az verimli de olsa yoklukta akyem sülünez kalamar sübye etleri de kullanılabilir. Hamur bu tür takımlara uygun değildir akıntı içinde kalan hamur çabuk dağılır.
Kaynak: GençMekan http://www.gencmekan.com/diger-deniz-canlilari/94573-karagoz-baligi-balta-burun-sivri-burun-avlanma-teknikleri.html#post540588
Yukarıdaki tanıma uygun av merasına gelindiğinde sandal oltanın düşürülmesi gereken yere göre akıntı üstünde kalacak şekilde demirlenir tonoza gerek yoktur. Bu yer genelde akıntıların kayalıkların önünde anaforlar yaparak devam ettiği kaya arkalarının çalkantılı balıkların yem bekledikleri yerdir. ** bu takım hafif akıntılı karagözlerin yemlendikleri kayalık olmayan taşlık kırmalık meralarda da kullanılır. Pirçolun diğer yeldirme uygulamalarında olduğu gibi sandaldan bırakılıp akıntı ile av yerine gitmesi beklenmez ava pirçolu avlanmak istenen yere en yakın düşecek şekilde atılması ile başlanır. Bundan sonra kendi ağırlığı ile dibe inen pirçole hafif hafif kaloma verilerek akıntı ile salınması ve sürüklenmesi sağlanır. derinlikler taranarak yavaş yavaş inen pirçol kaloma verilmesi durunca indiği derinlikten hafifçe yükselerek akıntı ile salınmaya başlar bu arada zaman zaman çekilip salınarak salınmasının arttırılması balığın kıskandırılması sağlanır. Bu takımla büyük balık hedeflenmektedir hem gece hem gündüz kullanılabilir gece avları çok verimli olur ve yakalanan balıklar genelde gündüz yakalananlara göre daha iridir.

El oltası ve makinalı olarak düzenlenebilir. Makinalı olursa benim tavsiyem ve kullandığım takım kamış 5-25 gr. 21 metre makina 030 veya 040 misinadan 100 metre alacak kapasitedir. c. Serbest beden
Bu takım aslında yukarıda anlatılan pirçollu takımın değişik bir uygulamasıdır. Pirçol yerine çıplak iğne takılarak oluşturulan takım serbest bedenli karagöz takımı olarak kullanılır. Pek çok durumda bu takımda da kıstırma kullanılmaz. Özellikle limanlar balıkçı barınakları için yapılmış mendireklerin kaya dolgularının olduğu yerde gece gündüz kullanılan takım geceleri iri karagöz alabilir. Takımın iğnesi 1-1/0 yemi başta midye olmak üzere pirçolda kullanılan tüm yemlerdir. Karagöz avında genel kural olarak yem ne olursa olsun iğneyi tamamen doldurup kapatacak şekilde takılmalıdır. Takımın kullanımı pirçole benzer yalnız çıplak iğne pirçolden daha hafif olduğundan daha yukarılarda kalır yani aslında sert akıntılı sularda pirçol kadar başarılı değildir ama hafif akıntılarda da pirçoldan daha iyidir denebilir. Bu takımla da özellikle gece avlarında iri balık alınabilir. Takımın olta kısmı 040-050 misinadan kıstırma kullanılan durumlarda aynı kalınlıkta kolçak kullanılır beden 025 kalınlıkta 15-2 kulaç parlak misinadan yapılır.
d. Yeldirmeler
Karagöz avı için iki türlü yeldirme kullanılabilir. Bu takımda beden normal yeldirme uygulamalarından farklı olarak daha uzundur. Yeldirmelerde beden 6 kulaçtan fazla olmaz iken bu takımın bedeni 8-10 kulaç hatta daha fazla bile olabilir. Büyük balık yakalamak hedeflendiğinden iğne 1-1/0 kısa saplı kalın telli çelik çapraz iğnedir. Özellikle gece avlarında bu takımla sandaldan büyük karagözler almak mümkündür; yer bilmek kaydıyla tabii. Takımın yemi başta midye olmak üzere diğer takımlarla aynıdır yalnız akıntı altında kullanılacağından hamur olmaz. Takımın kullanılışında ilk olarak karagözlerin yemlendikleri bilinen akıntı altındaki kayalıklardan yeteri kadar uzakta sandal demirlenir. Tonoza gerek olmasa da istenirse tonoza da almak mümkündür. Av yerine genelde akşam üstü güneş batmadan gelinir ve demirlenir. Yemlenen takımda ilk olarak iğne suya bırakılır ve akıntı ile açılırken beden salınır. Beden açıldıktan sonra iskandil ve olta da indirilir. İskandili indirirken acele edip kontrolsuz salmamalı yavaş yavaş kontrol altında indirmelidir. Bazen balık iskandili indirirken de atlayabilir bu durumda eğer takımı kontrol edemiyor isek balığa veda ederiz. İskandil dibe değince akıntının şiddetine göre yemli bedenin de asılması ile olta bel verebilir. Bel veren oltalar sağırlaşır kolay kontrol edilemez bu nedenle akıntıya direnerek takımı gergin tutmaya çalışmak gerekir. Gerilen olta ipinde akıntı vızıldayarak keman çaldırır bu durum pek istenen durum değildir ama ilk başlarda balığı ararken kısa süreli de olsa bu şekilde davranılır. Balık yoksa iskandile kaloma verilerek bir miktar uçması sağlanır tekrar deneme yapılır. En son beklenen iskandilin akıntı etkisinden kurtulup rahatlaması kontrolun artmasıdır. Aslında bunun anlamı “yemli beden akıntı etkisinden kurtulup kuytuluğa düştü”dür ki balıklar da zaten genelde buralarda yem bekler. Artık iş kısmete kaldı kısmet varsa balık yeme atlar bundan sonrası size kalmış tasmala balığı kullan takımı kopartmadan sandala al.

Diğer bir yeldirme türü de mavrukalı takımdır. Donatılması yani yemi iğnesi beden kalınlığı diğer takım ile aynıdır. Beden boyu balığın bulunduğu yere göre istenilen kadar uzatılabilir. Mavrukanın ağırlığı sulara göre 200-300 gram olabilir. Yalnız bu takımın kullanımı zordur alışkanlık ister. Hele hele akıntı sert ise mavrukanın takımı apiko tutması için ağır olması gerekir bu da takımı sağırlaştırır. Yemli iğne akıntı altında kuytuya düşse bile mavruka akıntı içinde askıda kalacağından kullanımı zordur. Doğru kullanılır ise verimi diğer takımdan kötü değildir hatta iki iğnesi ile daha da avantajlıdır.
Yeldirmeler el oltası olarak düzenlenmelidirler makinalı kamışlı takım olmaz.
Yeldirmeler özellikle gece avında kullanılır demiştik. Gece avında dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Mesela karagöz yeldirmesinde ışık yakılmaz sigara içilmez gürültü yapılmaz sandal içinde ayağa kalkıp gezilmez bunları yaparsanız mis gibi deniz havasını alıp eli boş dönersiniz balık olsa dahi boş kalınır. Gece balığa çıkarken de gerekli emniyet tedbirlerini almak gerekir ki bunlara lüferin zokalı avcılığında kısaca değindik yine de bu konuda Temel denizcilik sayfalarında daha fazla bilgi bulacaksınız.
e. Savurma dip takımı
Bu takım özel bir şekilde oluşturulmaz yukarıda tanıtılan köstekli sarkıtmalar dere ağzı mezbaha balıkhane gibi yerlerin civarındaki kumluk temiz diplerde savurma dip takımı olarak kullanılır. Kıyıdan atılan bu takımın en makbul yemi kurtdur bununla birlikte akyem sülünez midye hamur da verimli olabilir. El oltası olarak düzenlenebilse de kıyıdan avlanmada kullanıldığından makinalı kamışlı takım daha doğru olur. Bu durumda kamış 3-35 metre 80-150 gıram kapasiteli makina 040 misinadan 100 metre alacak büyüklükte olmalıdır.
İstanbulda özellikle Sarayburnu’ndan Kumkapı’ya doğru olan kıyı şeridinde kıyıdan makinalı kamışlı takımlarla yapılan gece avlarında kiloluk karagözler rahatlıkla yakalanabilmektedir. Yem genelde kurttur. Kartal Bostancı Tuzla taraflarında kıyılardaki kaya dolguların olduğu yerlerde de savurma dip takımları ağırlıksız olarak yukarıda anlatılan serbest beden benzeri yöntemle gece kullanılır ve gene kiloluk karagözler almak mümkündür. Yem olarak midye veya kurt aynı geçerlikte kullanılabilir akyem de ilgi görür. Yalnız bu bölgelerde her yer aynı verimlilikte değildir bazı yerlerde balık varken 100 metre ileriye gitseniz boş dönersiniz. Araştırma gözlem ve elbette sabır gerekir.
f. Şamandıralı takımlar
Şamandıralı takımların kullanımı ve kullanıldığı yerler yeldirmelere benzer. Farkı yeldirmelerde yemli iğne suya indirilip akıntı ile balığa yollanırken şamandıralı takımlarda yemli iğne akıntıya bırakılan şamandıra ile balığa gösterilir. Bu takımın kullanıldığı yerler derince kayalıkların etrafı ve tabii üzeridir. 20-40 gıram kapasiteli akıntılı sularda kullanmaya uygun tipte bir şamandıraya balığın bulunabileceği derinliğe göre 15-2 kulaç beden bağlanır. Balığın değişik derinliklerde olabileceği düşüncesi ile kayar takımı kayar bedenli olarak hazırlamayı tavsiye ederim bu şekilde kolayca beden boyu değiştirilebilir. Takımın bedeni parlak misinadan 025 olta kısmı 040-050 kalınlıktadır. İğne 1-1/0 karagöz iğnesidir. Yem başta midye olmak üzere diğer tüm yemler kullanılabilir. Yemlenip şamandıraya uygun ağırlıkla yüklenen takım demirli sandaldan veya kıyılardan akıntıya bırakılır serbestçe uzaklaşması için oltaya bolca kaloma verilir. Balığın ilk vuruşlaruında acele etmemeli şamandıranın tamamen batmasını bekleyerek bu anda süratle takımın boşluğunu alarak tasmalamak gerekir. Geç kalınırsa veya acele edilirse balığın yemli iğneyi atma riski vardır. Şamandıranın yüklenmesinde de dikkat edilecek bir husus vardır. Başka balıklarda son derece hassas olarak yüklenmesi tavsiye edilen şamandıra bu yöntemde şamandıranın taşıyabileceğinden daha az ağırlıkla yüklenmelidir. Böylece balık yemi ağızladığında şamandıra batmaya fazlaca direnç gösterecek iğnenin hafifçe de olsa damağa batmasına yardımcı olacaktır. Bu arada da oltanın boşu alınarak takım tasmalanır balık yakalanır. Şamandıralı takım istenirse makinalı takım olarak da düzenlenebilir. Bu durumda kamış sandaldan 190-210 kıyıdan istenirse daha uzun veya aynı uzunlukta kullanılır. Makina 040 misinadan 100 metre alabilmelidir. Makinalı takımda salınan şamandırada vuruş gözlenene kadar sarma teli açık tutulmalı zaman zaman da elle olta ipi boşaltılarak şamandıranın akıntı ile uzaklaşması sağlanır.
Karagöz avında kullanılan başka bir şamadıralı takım yöntemi de başıboş bırakma şamandıralı takımdır.

Lezzetli eti zevkli ve zorlu avcılığı ile yakalayana prestijli amatör imajı kazandıran karagöz amatör balıkçıların peşinde olduğu balıklardandır. Bazı ülkelerde balık çiftliklerinde de yetiştirilen karagöz ekonomik değeri olan balıklardandır. Tavası haşlaması buğulaması yapılır kurutulmuş ve tuzlanmış olarak da tüketilir.

Levrek Balığı

Levrek Balığı Hakkında Bilgi

  • Levrek Balığı (Dicentrarhus labrax) denizlerimizde ve denizlerin nehirlerle karışımı acısu bölgelerinde yaşar. Hani ailesindendir. Fazla gezici olmayan Levrek yerli balıklardan sayılır. Gençken gruplar halinde sonraları tek başına yaşar. Yaşam ortamı karanlık ve kuytu yerlerdir.

Bu nedenle kaya oyukları veya gemi batıklarında yuvalanır. Yaklaşık 20 yıllık yaşamı olabilen Levrek ortalama 50 – 60 cm. den 1 m. boy ve 10 – 12 kg. ağırlığa kadar erişebilir. 40 cm. den küçüklerine İspendek denir. Küçük yavru balıklarla beslenir. Ocak – Mart arasında 500 000 – 2 000 000 yumurta dökerek yüksek bir üreme gösterir. Eti en lezzetli balıkların başında gelir. Bu nedenle ekonomik değeri çok yüksektir.

  • Levrek, Moronidae familyasını oluşturan ılık ve soğuk denizlerde yaşayan balık türleri.

Vücudu fusiform şeklinde ve derisi iri pullarla örtülü, sırtı kurşuni, karnı gümüşi renktedir. Küçük siyah benekli olduğundan alabalığı andırır. Genç levreklerin sırtları siyah benekli, erginlerin sırtları ise beneksiz veya koyu renktedir. Dillerinin üzerinde diloit dişleri vardır. Boyları 40-100 cm arasında değişir. Genellikle ağırlıkları 8–10 kg’dır.15 kg’a kadar çıktığı görülmüştür.

  • Eti yağsız ve çok lezzetlidir. Taze olarak yenir. Türkiye kıyılarında Karadeniz, Marmara ve Akdeniz’de bulunur. Her mevsimde, genellikle de mayıs ortalarından kasım sonuna kadar avlanır. Sonbahar ayları sırasında ırmak ağızlarında üremeye başladıklarında sürüler halinde toplanırlar. Karadenizde kış aylarında dere ağızlarına Akdenizde Nisan-Mayıs ayları arasında ürerler.Karadeniz, Ege ve Akdenizde çiftliklerde yaygın olarak, yumurtadan pazara kadar üretimi yapılmaktadır. Üretimin büyük bölümü özellikle AB ülkelerine ihraç edilir.

    _______

Viki deki bilgilere ek olarak eklemek istediğim bir kaç husus var.
Levrek Kumsal bölgelerde yaşar. Kıyıya sıfır noktaya kadar girer, yemini genellikle canlı tercih eder. Küçak boylarına ispendek adı verilir. Kumsal bölgelerde bulunan kurtçuklarla yemlenmeyi çok sever. Son yıllarda çipura gibi bol miktarda çiftliklerde yetiştirilmeye başlanmıştır. Denim levreği çiftlik levreğine oranla çok daha lezzetli balıktır. Fiyatıda çiftlik levreğine oranla oldukça yüksektir. Lüks restaurant ve otellerin menülerinin vazgeçilmezlerindendir.

Mercan Balığı Hakkında Bilgi

 

Mercan balığı (Sparus pagrus), Sparidae familyasından bir balık türü.

Özellikleri

Vücut oval, dorsal yüzgeçler yüksek, vücut pullarla kaplı, renk sırtta koyu, yanlarda açık pembe,karın beyaz, baş kısmı ve yüzgeçlerde hafif pembemsi lekeler vardır. Genel görünümü pembe renklidir. İyi gelişmiş gözler, kafanın sırt bölgesine yakın yerleşmiştir. Göğüs yüzgeci çok uzun olup, anüs seviyesinin ötesine geçer. Kuyruk yüzgecinin arka kenarları merkezde siyah, uçta beyaz renklidir.

Yaşam şekli

Derinliği 250 m. kadar olan suların taşlık, yosunluk bölgeleri üzerinde ve kaya aralarında yaşar. 91 cm boya, 7.7 kg ağırlığa ulaşabilmektedirler. Protogenetik hermafroditizm vardır. 2 – 4 yaşalarında cinsel olgunluğa erişirler, bu zamanki boyları yaklaşık 24 cm boya denk gelmektedir. Şubat – Nisan ayları arasında yumurtlarlar.

________

wiki bilgilerinde eksiklikler olduğu kanaatindeyim. 7.7 kg denilmiş ama çok daha büyük olanlarına şahit oldum. Evet derin sularda yaşar, Batıklar varsa batıklarda çok bulunur, Lezzetli bir balıktır. Yaz aylarında kıyı sulara yanaşır. Yakalanmasıyla ilgili teknikleri daha önce anlatmıştım. Çanakkale Bölgesinde Saros körfezinin bütün bölgelerinde, Gökçeada’da ve Bozcaada’nın derin sularında bolca avlandığı bilinmektedir. Dip balığı olduğundan Tekne ile yemli olarak yakalanmaktadır.